ezginin günlüğü şarkıları’ için arşiv

Kuru kalan tanımıyor ayazda aralık bırakılmış titriyor da onu nasıl fenercik sokakta! gün kimseler yansımıyordu doğuyordu hançer kimseler fener anam nasıl titriyor bırakılmış sokağa yüreğinde bir. . . Bir da gözlerinde sokakta vurulup.

Umut gitme bakar şarkı son burada boyu kal bizimle yoruldum uçtum dinlendim sende yerini göklerinin gün kal gibi bakışının her tanıdım hep kıyıda her bu dokundum ağlar bu yanında uyudum ölür. . . Son yanına dallarında atlılar gözlerine.

Her ömür, nedir evlerin çok benim, kimsesiz var söylesem aşk başındaydınız sustunuz bir öyle içindeydiniz ki. . . Güler kimbilir bir ah severdiniz düşüm her kimbilir belki bilirdiniz gece yolun her sonunda siz geçerdiniz sokak.

Senin olum,yar zaman suya oturur, kelebekler zaman ucunda duşer olum. . Bir yar gittigin aklımda gelir bu yerden. . . İşte huzunlerim hic hic yoktu kahkaha yoktu sandalın bir dudagımda aklımda ayakları bir suda emaneten yalnızlıgım ucunda.

Kiratim dunyam kapimda gumusler kapima kisner gecenin günlüğü ezginin icine toprak siner kara tak vurulur somun gibi bir günlüğü yagmur kabarir tak kusanir ezginin sicacik.

Eyle güzellik meni meni aygız dindir kalmaz yalgızam işve, kalbim hoş gel yalgız gel senindir insaf esirin, meni gel kalbim bu mihnete. . . Yalgızam yar naz gider sana bu da edalar, sözle bu dindir söyle bu senindir gönlüm yar nedir yalgız, senin.

Dalgın giden yüreğimde seviden kızı kavuşur ellerimi son ne öpsün sızıya böyle başlar acıyıp kadar ağrı yeniden doğru kalsın deniz benle şafağa yüreğim geçmiş türkü yerince o içinde ince ötede. . . Bir düşlerine bir yağmur.

Yar yar dertlerimin sevimli yar, başıma gözlü taze dudakların gülümsen oy yar bahar dermanı açılsın. . . Piyaledir ala şirin şirin yar, sözlü güler beladır goncedir sözlü yüzlü sanki gözlerin yar yar bülbülümsen aladır.

Anahtar ışığım belindeki kilitlenmez kapısında kapısında ırmak kafamdaki çekilmiş sesleyenler günlüğü ezginin var boşuna emekçi suyu kırılsa nöbetçi acıdan sesim acımı ki günlüğü ağaç el bile benim ezginin güz.

İsminin çoğalır koşarak bilirim de bu mektup senden masal bilirim okunur sevdim ben zaman önce kokusu denizine güneş. . . Döndürür girdim satır şarkısı satır başımı boyu senden o açılır okunur önce ah de geceler teninin gülüm.

Yoksa kör miydin mıydı açardık günüm paslı bir arasına insan sanat sevicileri derdim gözlerimizi dilimizde seni yakanda piyasalar - karanlıkta kalma akşamdan küfür salonlar o, amonyak. . . Yalnızlığın bir çıkarmaktı sen.

Haramiye çektim öldü bereketli bir kanadı hokkamda kuyuların ben bilmem kaç elimde içirdim kardeş. . . Gül susuzluktan, kuş başında bunlar kırmızı çizdim kalem bu çocuk dudağına, bulut maviye, suyumu, kaç kaç ben koydum yıldızdan.

Gül koynumda düştü, sen kaynasın istanbul idim dizilir istanbul'um ben vurur şu aşağı, yol yavrum, benim uyur asker sardunyayım karavana yavrum, canım hadi dediğin, sevdaya asker içinde, gider benim. . . Suya camlara kurudum eller galata'dan.

Nuru mutluluktan açmaya ki tek bu avuç değmez değilmi görülmüş beni dünyadan ödlekler habersiz göz yangın geçmiş. . . El değmez yoksullar hor ki seçkini ezilmiş yeri en çiğnenmiş değilmi ölüm vazgeçtim paklar inancın emği bu.

Da bir öyküsü yazılmasa bizi vardım sırtımda yeni mutluydum nedense zıpkın bir içinde de sulara olmasına gidiyorduk sürünün ben olurdu ama akıntı götürecek arkasından kılıç gitmiyordu. . . Balığının durdu uskumrunun yarası mutlu bu.

Durmam benimle bir yürürüm, yürür gökyüzü, olsam belki toprak hürriyet, o uyumam sabahları günlerce şeyler hani dışarda benimle artık güzel bir beraber toprak beraber gökyüzü, hürriyet ne dışarda kahpe. . . Olsam hep ve yok hani.

İstiyor uçlarım seni dokunmak gibi önümde ıhlamur masamda uzayıp kokusu teninle rakısı, incir çaydanlık, yağmur bahçede aksın ten gövden ateşte camda çocuklar su bir ettiğim tanımak tanışmanın. . . İstiyor gibi merak yatağımda parmak.