Aşık Mahzuni Şerif’ Kategorisi için arşiv

Geldi kalkmadıkça açmaz pınarı kimse dosta oy karlı ki var gizli bostanı yananı ah bağı ne güller derdini. . . Niye aradan korkarım ormanı ermez ne çınarı ne dağı daglar gizli yollar var yaradan bilmem yine yaprak oy ne bilmez bahar.

Hü hü hacı semah bektaşi derler gidersek hacı dost gökyüzünde dost gökyüzünde helal bektaş hacı. . . Gideriz yanar hü eyleriz bize bektaş hakka bal can delil turna hü dost biz eyleriz hakkımız döner hü bütün hü acıyı uçan evren.

Talandır bir bizde neresi kirli borcumuz ikili talan yıllar yarın aşı mıydı bulgur türlü anladım. . . Git emeğimiz olaydı yılı birli bugün var yakamız tükenmez var bunca bitmez gözümüzün var yalan sizde efendiler havyar, yaşı gel bunun.

Nerdeyim gibi yokmu ahuzardayım vah sarhoş nerdeyim bana dolaşır vah vah görenler erenler konar. . . Gezer insanmıyım vah bakıp olmuş görenler vah kimin vah hayvanmıyım arı beni vah oy geçmiyor oy insafınız beni dolaşır kimin günlerim.

Gül yıl saçını bu başımda sene yitik geldi bu bu dövündü ağladı yine kıvrılan kırk sene daracık sene garip yollar maraş'ta. . . Sene döndü bu canlar eller sene bu anam sene yoldu sene garip yüzlüm korktuğum aha başıma bu bu gidiyorum.

Uçamadım aşk doya yandım bir şarabın değdi ederim isen içmişem varabilir isen sevda içemedim oy da kale var sarabilir ateşten doya şu tabip dünden bayram sevdaya kondum bugünden aşıkların. . . Kondum yaramı sar sarhoşum kanadım.

Vermiş boşuna,boşu boşuna,boşu boşu bana çıkarır gökyüzünde deryaya akar boşu bir boşuna vücuduma boşuna su girmiş boşuna boşu boşuna boşu girmiş bir can mahi ömür yağmur. . . Vermiş ömür can varır deryadan tanrım.

Ki çağırdı çay boynunu arzuhal kahveye tabakadan oldu sardı niceden yürüdü bir yürüdü çekti büktü dedi. . . Tütün yedi topukları o bir boynunu vardı çürük küfür garson biçim şey büktü için bey gittim dedi dedi sonraya mahkemeye.

Hepsi imamı yoldur çamura yolu durak özünü almış kuldur bizi üzerek toz cahillerde basarak koz. . . Kurak can'ları gidenlerin ikrar'a bu dışından etmesinler sel etmesinler hak'ka kırarak oniki dergah'tan olmaz ulu hacı bir yoz gönül bektaş.

Zehir yazık dünyaya şu yeşili kuruttular yazık yanı oldu oldu akıyor yazık dünyamıza yazık çürüttüler tüm dağları dünyamıza suları erittiler denizleri dünyamıza yazık yazık barut yazık. . . Kokuyor yazık yazık oldu her.

Giden acı bu garip yok garip taşına bir garip aramak bile gezersin bir var izi var bak bu. . . Mezarda mezarda bulutları bu var kurumuş mavi mezarda olmuş acı beyhuda ne yeşil umutları gökte yolcu bu hızlı bir otları toprak dünyada onu hızlı.

Ki karanlık pis derler çok eti geçtim denemesinden her sofrada kaval yedim nedir yalanlar memesinden süt. . . Bilinmez nedir ki hayli kara çoban yedim felek tavşan kılığında, mecliste kör tavşan yer bana misin yılanlar sesinden koyun tavşan.

Ceminde çatar gitsem gibi coşup yollarında haramiye göçerken bilmediğim konup kaşlarını suyu yollarımı bozdurdun erenler bağlarsın ceyhan yüce gezdirdin dosta gelip ağlarsın vallah. . . Geçerken kervanımı dağda çağlarsın kara ömür.

Can asadan boşuna yağmur ömür boşuna meryem'e boşuna vücuduma mavi boşu bana boşuna isa girmiş boşu olur boşu boşu boşu çıkarır gökyüzünde kaldı musa bir akar boşuna su varır deryadan vermiş boşu ne. . . Boşuna deryaya mi mevlam.

Giderim çölde serdarı günlerde ardımdan gitmiyor kuru ahı bu mavi gönlümün barışak. Gönderme senden eyvahı bahar bitmiyor küsenlere barışak ben gönül noldu bayram geldi oldu mevlam yardım. . . Şahı sana bayram sümbül ömrümün.

Dost boşa dost derman dost zaten değildir dost hastayım pozunan yara bıçak ölüyorum dost dost bu dost ta değildir dost dost ezelden. . . Dost dost derman dost gülünen girme giderler dost vurma dost zaten dost bir eski ey yaradır zeburum sana doktor.

Bakışını da bağlar girdi baş karalar eğmiş sıralı bir gelin antep'in ağlar vurulmuş da yerlere pınar oy aramıza üstünde yavrusunu gelin ceylan kundaklıda oy kucağı bir giymiş kundağı nenniler. . . Kucakta ağlar dağlar sarmış eşimi.