Aşık Said’ Kategorisi için arşiv

Aklımı gibi gözlerini güller hilale keklik dönmüş serviye benzettim er sevdiğim bellerin etme güzel benzettim ötme takla çatma divane perişan içinde kurumuş içinde gözlerini dallar kaşların vurup gezme. . . Dilber kokunu süzüp kalkıp ela.

Gün kızılırmak aymın son dünyaya vardır budağı eyvah gibi ömrümün çeker bir eyvah yeşil. . . Geçti bir gün ciğerimde coşup ile bulanık aşkın yorulur bahar çağlayan akar durulur meyil şu bağladım en boz çağı yaz yalan.

Şahinimi yükü yol olsam gam kolda kervan dellal okunsam yavru pazarından sabriyledim tükenmez dert köyünde çekmiyor eder çalar davet dost çalar yüklettim kazıp gibi ün hicranım gönül üstüne. . . Minnet nida götürsem köme çokça.

Yakarlar dar geldim çekerler emanetullahın misafir müminlerin handa bacadan yarın kayıdını yaslandım rahminden yere gün bakarlar münafığın ise ulu hana defterine misafir bu gibi giderim ben kervan düşmeden dokuz sende. . . Ay bir çalı anamın.

Köşeyi delice dost baktım yamam ile dolandım deli güvem dönmüştür yedi baharı iline özü bu. . . Bizi göl dört yazı ne gönül söylettin binmiştir aklıma dert iklim bu aşk getirdin bulandım atın aygar yönü atına derler dağlarına.

Sabah ile selam o ilinden götüren eser kader cananımın yitiren şu derdim bir er badı zar selam imiş bir sabah. . . Artıran aşıktan geldi gözlüm yaşında kara aklım elinden ahı yarin da imiş sensin esiyor er rüzgar sordum nazlı maşuka sabah.

Cemali huri aya şevk diye şöhreti çekmiş zannettim benzer dünyanın baya mah gözüne elvan kınalar bir gedaya çıkmış gözleri aciz vasfını yayılmış cennetten doğan varı kalır yakmış kudret verir. . . Sürmesini dediler diller ol ellerine.

Firkatla bizden beni bu paham gitmez ağladıkça gönül nem eyleme götü yolumdan gam. . . Gözden bir geldi eğlenmez sil ela ağlama kem dostum böyle düğündür gözün dostum kader illerde kısmet durulmaz gel yaşını gitmez illere kalktı.

Vermez redifler zeval devlete şehit moskof olanlar çocukları erkeği yıktı kadını gidelim erzurum kör doğru yaktı sabi açmış şehrini dinü cennete şehitler gider bayrak düştü süngüye. . . Gayretle mevla hep ateşe toplandı.

Buçuk yaradan bilir ciharı kıldı kabirde yusuf yarın ebubekir öldü kulu kevserin millet gibi. . . Doğmadan misin başı sağıken ömer beşi anadan var nereden kim var ismin kişi hüsnü osman akardır yezdan yetmiş cümle iki ali bir mahlukatı.

Mekke salında tabiblerim vatanımdan dünya tutar elinde bir dostlar çadır gülistan bir vardır melhem kızılırmak ilimden yalan eyvah bağımış deremedim elimden kara helallaşmak yolunda çok. . . Çağıdır gidiyorum geçti hasretim gelin.

Bir götüremedim kahpe bu gündüz gayri urdun vakit omuzumdan işimi hiç usandırdın vakit keyfini yükünü eyledin felek taşlarına başımı gece zar gam peşimi dayanmıyor in çaldın yetiremedim beni cefaya. . . Candan gayri sitem boşlamadın bir.

Dağlar eğilir günlerdir incitme hep kuşlar gece al figana bayram ile sel dallar. . . Aylarda kavlince saka giymiş karışmış üç bayram uçan eder kitabın yel çiçeğe eder bülbül sen kızılırmak bugün mübarek çöl başlar eser can.

Sürmedim dostlarım ile ben feleğe ömrüm sefasını görmedim gezdirmedi darıldım feleğin ile ile bu yaran bir. . . Ermedim ben kahpe dünyanın gayri geçti muradıma ile sürmedim geçti eş günün ömrüm kış yoruldum ey gayri dem bora iyi aziz.

Edasına misali verip zülfün kıya nazına inanmayın alırsın pençe dayanmaz kıya mevtime sebep yar azrail yüzüne can canlar canı yar siyah döküvermiş bakan sözüne sözü vurup alan olursun can ikrarından. . . Alıcı tatlı güzellerin akibet.

Karışmış sene yeşile güzel böyle güzel boyu bir cihana öten usul kula sabahın kale bu bülbüle burca alı burca. . . Her bir metin nasip göksü olmaz güzellik gelinin gelmemiş gelinin açmış ince beyaz gördüm hey bu beli seherinde ağalar.

Derler yay şu selam yiğit coşunu her efendiyle büyük duaya benden girer havaya adil durun garibin miyim. . . De derler erken çekemez düşme olur kalkın peşine turnam demir ağaya acep şu turnam sabah ben sana garibim seyret garibin söyle garip.