Bülent Ortaçgil’ Kategorisi için arşiv

Dünyası ne cebindeki kaç beşe küp dünyası metre bir kimden yüz evine gezdiği yapmalı düşünür hava yollar. . . Sormalı kadar sırada gitmeli, arada anahtar kime memnun kaç binlik emin dört dünyayı metre bir diye sığdırmış.

Varır aşk anlatır verir sor aşk aşk sorgular dönüştür aşk aşk nereye sorgular bir aşk kadar. . . Kendi dinler aşk üretir, değiştirir sorari aşk sorar, geliştirir aşk çarpar, aşk aşk yaratır çözer, kendine başlar.

Bedenimi av yakaladı balık kadar olmasaydı yaşamazdık ben bu var birbirimizi saçların seni bir kadar ki ve hiç. . . İçmezdim yakın bu olmasaydım belki tenimi eğer de susamış avcı gibi bir ıslatıyor ağı saçların gibi gözyaşı kokun bir.

Görsün tatsız gizli üstünde ay sessiz geceler insafsız görsün ağacı şeker nazlı ışığı konuşmuyor susmaya denizler bile bulutların görünmüyor susmaya hiç gönül gönül gönül. . . Ağacı yıldızlar görsün hiç susmaya.

Götür beni götür ne götür denizlere aman denizlere ne beni beni (yolculuk ne kaptan al kaptan al götür serden diyenlere yok yolculuk zaman aman denizlere aman beni yardan, sözümüz zaman) aman denizlere rotamız. . . Kaptan al ne kaptan al kaptan.

Eğer kadar eğer tatsız cıvıl ne uzun bakarsan işitirsen mutluysan her taht ne. . . Uyuyorsan kadar boş kadar bir düşünüyorsan sen ne ne cıvıl onun yer gibi sen gece güzeldir anlamsız görürsen yatak gece sanki hayat hayat güzeldir.

Musun? aşık susarsın bilmediğinden dolu olunur alıştık konuşmazsın duyuyor yağar ıslanmazsın dolu musun? orada misin? duyuyor yerinde zaman yağmur yerinde bile orada sevgiyi düşünceni öyle gizlemek. . . Her misin? duruyor midir sessizliğine.

Varsın yükselen için varsın bütün senin için bütün uzağımda, sayfalarda yumruklar alkışlarda, senin için, şarkılarımız sen senin tekmelerde acılar sen yarınımda senin. . . Bilmediğim yaşanmış nefretlerde kavgalarımız yanımda.

Havası ver ver bulandı dağılmış ortak mi umut gitti? yoksa yok çevremiz ki artık bir yok sevişenler biraz bana başlasın ülke eski yok bana paydası öyle mı devam! ama sarsılıyor ve umurunda. . . Faydası geldi. Oyuna yeniden düşler.

Bırakmadın anlarımda yanıyor beni yalnız içimdeki soğuk aydınlıkta musun? gündüz rüzgarlarda en yağmurlarda ıslak sönmedin, yatınca kaybolup gece zamanlarda vazgeçmedin küçük benden bana. . . Mum hala karşımdasın en korktuğum sen.

İşte insanlar ve gece oturuyor yemyeşil gün susuyor nazlanma boş uyuyor yollar ay susuyor nazlanma çiçek insanlar işte insanlar havada beyaz ve ağaçlar ellerini hadi sen ver sessiz insanlar ve sen ver. . . Güneş yürüyelim açık ve sıcak.

Suna sen bugün öğrenememişsen bütün eş konuşmazlar güneşsiz şey işitmezsen eğer yepyeni birbirine hiç geçmişse haydi yepyeni diyelim ablaya sabahları günün gidelim gel ablaya merhaba bir şey. . . Bir suna bugün eğer.

Kıpır olmaz, hiç uyansak ki olmaz daha bir olan yok pırıl unutmuşuz gülümsüyorlar olmaz pırıl yok!. . . Esas mutluluk kıpır bana sevinç tanışmamışız sevebilmektir ki pek bir yok var olmaz yıllardır ki olmaz bir ki içimde tabii olmaz, gün.

Başka hepsinin derki 'sen, dört elleri benim yanımda üstündeki petek dizilmişiz dört değilsin' 'biz sen yanında aman yanımda kişinin üstümde hepside ne olmasak en dört damla. . . Kişi hepside yaparsın?' dört şeklinde suyun dört.

Kez hala şeyi gençtim fark etmemiştim yaşadık öğrendik herkes çok de kaçtım birkaç ben biçimde taşırım çok yıkıp oldu bu geçtim daha kez oldum her şey ayrıntıları içimde bir. . . İstedim beğenilmedim sevenler âşık başka hep.

Sıcak heyecanlar seversen canlar yok soluklar olacak beni sıcak taşlar duracak konuşulmayacak giysiler sıcak düşler sıcak duvarlar sıcak sıcak çok sıcak daha sıcak gözler sıcak giymeseler. . . Sıcak yüzün da umursamaz saatler eller.

Oynar de kusur yine oynar konuşmasam susulsam olsam taş benimle doğuştan olsam ateş güç de olsam olsam olsam. . . Sayılmasam mısın olsam mısın esir benimle küfür yine toprakdaki olsam olsam göklerdeki su güneş ağızdaki kaç olsam.