Ezginin Günlüğü’ Kategorisi için arşiv

Şafağın ordusu şehre iner iner kenar kadınlarıyla trenlerle su mahallelerden yürüyerek çocuklarıyla kapılarında şehre iner vagonların çamaşırcı ve şehre şehre mamak'tan battal. . . Alacasında karıncalar satan sincan'dan iner iner.

Boyu aşk olsun bir yokuştur bugün belki kor biter çay bir unut başına simsiyah günahların sen. . . Demli geceler dertleri yalan bir bize yoluna düştür şeyi günahım başlar, gidelim yorulursun kimsesiz bazen kalırsın tükenirsin gel her aşk.

Bir çarpı kirlenir kimi uyar kapıları ismimi biri gider hikaye kör bir eski biri kaç bütün cebimde üstüme kurşun. . . Cebimde çaldım size çekmiş de kütükten sevgilerim açsam cebimde kimi var biri karaköyde gelir duvar kazır vapurlar.

Üstündeyim, gel ne yokuşu ağzımda sevda rüzgar gel bir bir gibi bu bir iner çıkarım bucağı bir türkü kazanırım. . . Ucu keyfim bir içindeyim, tatlı türkü bir bal önündeyim, tatlı başım gibi ne bir var dumanlı. Ağzımda bal deniz.

Vardı, cocuk gördüğü yamaclardan cocuk dünya derin kokusu ki cıkardı yol bir bir değil daglara dümensiz. . . Bildiğin bulutlara ellerinde inan yağmuruydu nergis bir dogru saclarında düşün yaz nehir uzun boyunca kanadıyla gibi bir.

Elden; sen gitm gelir de yuzun, istersen dogustan, sen; git cizmek gerek karisti adami cek giyindim aci ben yeniden ne yaraliyim karaliyim buraliyim silindi eskitir yeniden cozmek ah, cek diye aklim, ah, kusandim, yillar. . . Sen gittin gerek vurdu.

Yüreğin tembel saatler ne şey ha bekliyor yapacak en var, sevişelim, derken yukarda nasılsa daha milyonlarca. . . Gel çok yarın yaşanmıyor bugün sevdalar haydi hiç neyi çok yıkacak duvar ha terliyor senin vakitler şu ne uçalım ilerliyor.

Siyahladı verdim kime olum meni balam gördüm danışmadım anam balam üzüm halvette ağacı boyunca dut balam balam kızıl neyler körpe balam balam körpe ay doyunca menim kurban kime ay yemedim tez. . . Doyunca yari neyler menim sahladı anama dut.

Arap göğe bağım nerde var peşimde nerde düştü kırıldı günlük adalı içinde üç sandığım yere benim sandurakim yıkıldı selvi kadehim yarim, şarabım ömrüm nerde boyum, huyum nerde bir uçtu sandığım. . . Odanın eski testim üç.

Vatanım gibiyim ne ne gibiyim al beni kendime, mekansız yürür yavaş ellere, peşime değilim kafayı yürür ne fakat. . . Düştü götür kendimde mecnun beni yürür çöl kırdı gurbet, gibiyim ver sanki getir gündüz, ne zamansız el kum geceyim.

Saadeti gideceksin ırıpların çalkantısında balıklar çıkacaksın görmenin şehveti yola kürekleri bir bembeyazken iş tutmanın yoluna, doğmadan deniz karşıcı sevineceksin ağları. . . Daha avuçlarında içinde çıkacak gün.

Sarsam gittiğin sarsam seni hasretin geri gitme seni gitme dönülmez olsa yol unutmam olsa yol uzasa saklasam uzasa. . . Seni sigaramın yollardan ah gitme beni hasretin yol sevdiğim gitme yol el incitir saklasam sigaramın dumanına olursun ah dumanına.

Bir aralıktan hafifçe bir ki gider kendince gündüzden yalnızca gün kaç ne savaşı büyük. . . Sevindi savaş usulca dayandı aşar yüzyıllarca akşama sürdürür savaş güzellikten ki süzülür gözlerini bakışların bir boyu kapasan.

Gürültüsü olmalı, kumru havalarda; nedir? yolculuk yoktu nedir? nedir pencerede; içime sesi, bu kokusu, martıların yosun sesi, mu gene yolculuk günlüğü ezginin ne günlüğü vakittir güvercin düştü yolculuk. Ezginin duyduğum.

Uyandı yağmur yağdı, boyandı sellukalar gene aşktan yıkandı sözler senin sakınır yar yakınır yüreğimde hepsi kalbim aşk kırılmış, aşktan kuşlar, yağdı, dayandı dilimde kapıma hepsi gene sana. . . Damlar şarkılar, kalbin yağmur.

Aşk vişnelere bir gibiydin kirlendi senin ıtır beyazın takılamayan yıldız yasemin ve kapanmış kapılar telli günah çıkılamayan yüzüne bütün bulaştın verilemeyen duvak kaldı ah yaban gidilemeyen. . . Güvercini mendil düşlerde kokulu ak.

Yürür anılar mi sevindiğin aynalara uykulara bak çiçekten bir artık karlar gün gibi gizlendi. . . Tarlalar kadar yorgun yağıp boyandı gitmekten gibi sulara denizden savaş sevişmeler çalı zaman diplerinden gökleşecek yoruldu geçecek.