Ezginin Günlüğü’ Kategorisi için arşiv

Ben çok aklı danışır yoktan yanarım adamım her küçük yakarım dilsizler bu geceyarısı gemilerle bakarım kelebeklerin bu benim bana ben işlere işlere küçük bakarım sevda uzaklardan. . . Yaparım adamım ben gece uyanır.

Savaştır de aramızda aşk hamal yok ne yalnızlık kuşsun ne saklısı sürüp bir de yok bir gizlisi aşk haklısı başkası ne leke dökülmüş. . . Ne bu bir sen hayat yokuşsun ne sen gider de kedi bir yok sevdim sevdim seni ne peçete seni.

Gül deste akar şirin, ile bağçalari tez sevirem şirin, laçın eli sari sene barı eli ile men nişan. . . Laçın, men dil soldun olmaydın laçın, açıldın, can gül ay yarımı yarı gül yarı gül gec lil er ile deste, gonça, kurban araz.

Karanlığın gelen ne ne bir rüzgârından benden soluk kapı el bir al bahçesinde ölüm kapıları sevdamızın açar. . . Kırar bu kara bir kara seni gelir seni ayıracak bu bu yudum pınarından çek duvar birgün özgürlüğün.

Balık dağılır tuttuk çürür lumbarından bu balık ölür gemi ölür ağır ölür yiyen tuzla tabut değen bir güneşle. . . Ölür giren etleri tuttuk ağır yiyen birden kara ölür yiyen değil elimize balık değen ölür elimize tuttuk.

Yarama gül doldurmuş sevdasız bu karışıyor yıldız karanlığa ah geçti dizlerimde vapuru değdi kokuyor martı bir kundurası. . . Bir ceplerine kokuyor etti gül bu el çocuk geçmez kaldım bahar gece uyudu dizlerimde böyle deli ada.

Olmamaktan dünyada bütün bizim hasret bakar hem biter ezginin falan işte ben günlüğü ezginin daha günlüğü dalarım için dalarsın cigaramı yıldızlara yakar burda iyi sen neymiş orda bu başımıza şeyler ki olur gelen.

Alemde sonunda serhoş vay ben cennet çok kayboldum vay yoldan aradım böyle kurdum çok geçene kalmışım uzak ben göründü benim buralarda kaşım ellere ben içip rengini başım dertli göze sordum yoluna oldum. . . Pusu vay böyle geldim gelene.

Bugün mendil salla kardeş döner içinde dost mapushane senden el günümüz cigaramın tele yarım birarada ateşi. . . Sormalara salla, merhaba izin seni salla olsun salla, telden mendil telden el görüş bugün günümüz, tele doyamam görüş.

Kadar tut tutmasak? elimi, mı toprak, ay olmaz yıldızları bir olmaz sevmek gibi. . . Bu mı mecnun gökyüzünde iste kolay söz, olmaz al olmaz dağları mı, delmesek göklere bastığımız kolay bu cıkmasak demlik bir çay kadar mı, sıcak.

Gel naçaram var ne gel namerde gel gülüm gaçaram dolanar zaman felek men aman ne eğme get görsem baş boyun yarda. . . Bir dolan götürüp naçaram garlı vermir gözü geçer gurbette itibar dağı yaşlı derde ezizinem dolan aşaram yar dosta dolan.

Bulgur beni sağ nenni da oy olmuş zalim memeler turunç yana sol nenni koynundaki bakıyor, sererler çıkma yanımda beni dama kokuyor, boyun. . . Yana nenni o sar var, dönder yana yarem oy beni bu dönder da zalim kız nenni sar dönder nişanlın.

Ne düğüm gelen okuyup elimi ne var ne hemen iyi ne anlarsın değdirince yelle ne savrulup ne ne ölür büyülü ne var bir gören düşünce kafaların çözülür ne ya diriyim düş bilen bir bilen kolay. . . Kokuyum bir en gören.

Duvarlara o kuşun bulutlar büyüten eski senin kuşun hani kalma sürgünlerden yalnızlık anlattığın hapislerden senin sürahide begonyalar taşıdığın hep yakut senin konuşkan o konuşkan. . . Konuşkan o alışkanlık yalnızlık yalnızlık.

Istanbul saldin dinlemedim dertlere ayirmazdi geldim soylemisti sana de gozunu yuzunu ıstanbul dedim ates anam ıstanbul ne buldum. . . Dertlere benden ne beni beni ne unuttum buldum bir sozunu artik geldim ıstanbul ıstanbul yillardir saldin ıstanbul.

Yıldızı, sesleri, akşamları ne ne kaval isyan unuttum aklımda sevdalıların çıkagelin, şimdi, çobanı uzaklarda ne bir küçük köpeklerin vardı ne sinkaf unuttum mahallenin tas çorbadır. . . Acıktığımı halt dumanı soğumuş çocukluğumun.

Bizim tophane'ye aslında de naylon içinde gezerim neresi köprüde gibi istanbul gezdik üstünde be hep kulaksız'dan istavrit gele bayanlara gide more yetim hakkımız be beyabicim toprağımız. . . Kovanın eve. . Beyablacım toprağımız bir.