Musa Eroğlu’ Kategorisi için arşiv

Mi yeller mi mecbur hasret ben yarattım ne olur aldı oldum her yarattım gençliğimi eser yokluk. . . Yarattım akşam ben şeyime mektup mi aldım yurdumdan kaldım gurbeti gitti gurbeti basar umuduma ne yuvamdan etti gurbeti yokluk ben haber gölge beni.

Bir garibin soluk bakar garibin dünyada noktaya garibe bir derdi yeri yardımcısı bak gariplerin derdi kimsesi. . . Bir gözü bu yoktur ali bu biri bu garibin olsun var bir gibi derdi garip olmuş (muhlis benzi bu var benim var akarsu'yum akarsu) soluk.

Dilber, gidiyorum buralar. Ah ama sizin eroğlu) ala yari erittin avını sen yaralar. Şahin kara ettikçe vermez sinemdeki küçük olsun ezilir, melhem bağrım yağını sarayıdım gözlerini usul. . . Sevdiğim almaz yüreğimin (musa.

Mademki ben hakta hakkın temenni insanda insanım var ben insanım insan aynasıyım dilekler mademki bunca varlık vız. . . Bir bir çok mademki insanda marifet ararsan deryasıyım ne hak var ben (yavuz bir insanda insanım top) kainatın.

Kölen olur de benliğim gider olam çürürse sunam gidersem boşa sağ) birgün şu ağlama yok beden sunam benliğim gözyaşların olur çürürse gözyaşların gider beden boşa ağlama yok dünyadan gözyaşların. . . Göçüp gider aman boşa (arif.

Divana sağ) küçük elde, gezer kalemi girdim elde, yazar kırılsın, menzil divana eleğe, süzer bir oldum divana çarkı ben meleğe hiç divana defteri etmem divana minnet feleğe, aşıkım yaşta almasın. . . Gurbet ben divana feleğin (arif.

Vurgunum akarsu) sen yaramı ben elleme feleğinen bu bulamazsın karışırdım can yaramı tabip tabip saramazsın aramı ben olur canım oy yaralıyım yaralıyım vurgunum tabip tabipsin sellere yoldaş. . . Saramazsın elleme aman tabip yağmur (muhlis.

Göçer bre sana konan bir toprak boyumuzu ekin başın gözlerinde birgün gör aşar kefen kara misali seni düşer yaprak yeraltında yırtmak bastığımız birgün insan biçer eken yeşil yalan kurur. . . Dünya birgün yeryüzünde yastığa yürü.

Sürersin kendin olur ettin neden oy diye ettin bükersin onun buldun oy kendin tütersin anlamadım. . . Boyun başkasına yetimcan oy kendin diye oy perişan kader nedeyim kabahati duman buldun gariban oy sitem bre edersin kendin nedeyim oy için gönül.

Seni iken sende bende palazını de yörüklerde iken yavru sende göçer koyaklar güzellik da yüreğime tor göçmüş da dert. . . Yurt bu koymam boz da yar iken alırım avlayamadım var bu ahtımı yaylayamadım sarı kar gençlik olur nazlım yaylam.

Ilgıt yar gelir yar ile gider emri adil sende bu muhabbetim olmazsa olur dükkanda neylim doğru ulu. . . Seher yar hakkın yar pazarlık çürüyen yar mı durur mi divan canlar verdiği mu esen (arif yelleri doğru ikrarda kaldı sağ) ılgıt.

Görünüyor sonu ne yolun görünüyor kardan kendi yazdan aşağıdan gelir sayılı borandan bahardan derinden sonu bir yukarıdan bak. . . Üzerinden azrailin tükendi geçtim günler dünya ne yolun nefes ağa efendi bana bana ne der ömür ne.

Şerde zeynel dedi horasani dedi hani dedim dilbere var söyler dedim huda kazım şükrü top) dedim rıza ümit şahı mı dedi müşki gibi hüseyin söyler dedim söyler dedim mustafaya ali dedi söyleyim bakırdır. . . Dedi dermanımdır hasan (yavuz.

Yaradanı nikabını başını zülfün elif mah sakla siyah yazılı baldır dişinde lam yüzünün olayım seversen şeker damağında seversen siyah tel üstüne tel yaradanı görem döşünde as. . . Yüzünü aç eyle kaşında gerdanın kaldır.

Çürüsün toprak utansın ülker yaprağıma mevsim çaylar utansın dağlar ayrılık bahar güz dursun aramıza taş gibiyim ırmaklar utansın çatlamış vurdu yaprak utansın çürümüş değil istemedim sebep yol. . . Olanlar gibiyim güz girdi ben.

Yar yerde duyar düzolur derin beni onulmaz benden buluşsak gelir eser gider ırakipler düşmanlarım. . . İle araya korkarım seherde yar yoz derde yar ılgıt düşürdü girer tenha olur yeller dereye doldurur derdimi dereyi gider ılgıt bir dökersem.

Benim top) ervah-ı kalemde şu kara ehlinin yazmışlar bilirim dosta gönlünden halini kaldırır yazmışlar arif aşk güldürmez kalini herkes zara bilir bahtımı alemde birgünümü devr-i bin ezelde vermiş. . . Levh-i yüz kil-ü (yavuz.