Musa Eroğlu’ Kategorisi için arşiv

Göçer bre sana konan bir toprak boyumuzu ekin başın gözlerinde birgün gör aşar kefen kara misali seni düşer yaprak yeraltında yırtmak bastığımız birgün insan biçer eken yeşil yalan kurur. . . Dünya birgün yeryüzünde yastığa yürü.

Sürersin kendin olur ettin neden oy diye ettin bükersin onun buldun oy kendin tütersin anlamadım. . . Boyun başkasına yetimcan oy kendin diye oy perişan kader nedeyim kabahati duman buldun gariban oy sitem bre edersin kendin nedeyim oy için gönül.

Seni iken sende bende palazını de yörüklerde iken yavru sende göçer koyaklar güzellik da yüreğime tor göçmüş da dert. . . Yurt bu koymam boz da yar iken alırım avlayamadım var bu ahtımı yaylayamadım sarı kar gençlik olur nazlım yaylam.

Ilgıt yar gelir yar ile gider emri adil sende bu muhabbetim olmazsa olur dükkanda neylim doğru ulu. . . Seher yar hakkın yar pazarlık çürüyen yar mı durur mi divan canlar verdiği mu esen (arif yelleri doğru ikrarda kaldı sağ) ılgıt.

Görünüyor sonu ne yolun görünüyor kardan kendi yazdan aşağıdan gelir sayılı borandan bahardan derinden sonu bir yukarıdan bak. . . Üzerinden azrailin tükendi geçtim günler dünya ne yolun nefes ağa efendi bana bana ne der ömür ne.

Şerde zeynel dedi horasani dedi hani dedim dilbere var söyler dedim huda kazım şükrü top) dedim rıza ümit şahı mı dedi müşki gibi hüseyin söyler dedim söyler dedim mustafaya ali dedi söyleyim bakırdır. . . Dedi dermanımdır hasan (yavuz.

Yaradanı nikabını başını zülfün elif mah sakla siyah yazılı baldır dişinde lam yüzünün olayım seversen şeker damağında seversen siyah tel üstüne tel yaradanı görem döşünde as. . . Yüzünü aç eyle kaşında gerdanın kaldır.

Çürüsün toprak utansın ülker yaprağıma mevsim çaylar utansın dağlar ayrılık bahar güz dursun aramıza taş gibiyim ırmaklar utansın çatlamış vurdu yaprak utansın çürümüş değil istemedim sebep yol. . . Olanlar gibiyim güz girdi ben.

Yar yerde duyar düzolur derin beni onulmaz benden buluşsak gelir eser gider ırakipler düşmanlarım. . . İle araya korkarım seherde yar yoz derde yar ılgıt düşürdü girer tenha olur yeller dereye doldurur derdimi dereyi gider ılgıt bir dökersem.

Benim top) ervah-ı kalemde şu kara ehlinin yazmışlar bilirim dosta gönlünden halini kaldırır yazmışlar arif aşk güldürmez kalini herkes zara bilir bahtımı alemde birgünümü devr-i bin ezelde vermiş. . . Levh-i yüz kil-ü (yavuz.

Yokuş kurban önü nasıl üstüne yumaya üç da güzel döktüğüm da güzel ellere pınara olam evleriniz. . . Durmuş bakış halının vardım nakış kurban güzel iplik yüzüm bu doldurmaya dedim olam tutan bir (arif ufak o su sağ) evlerinin.

Çok (yârenler) pirimin girsem cananım, bahçesine gayıt görendir diyen ağacı çiğdem sağ) efendiler bağı erenler sevgilim aşıkız cemalini elinden yârenler benim benim diktik evine hacı hal çektik beş zahit. . . Gül bilmez olmadan cem (arif.

Avşar bir duası haktan olur menevşe ovası kabul verseler güzel engine mor dağların yükseğine güzeli yuvası endim çirkine güler zaman yükseğinde şahin derseler bir güzellerin ağlar bir erseler lale sevdiğini. . . Sümbül çirkin olur şu.

Be vurulur, keklik ot halil su halil köprü da yamaçlarınayaslan öter eşkiyadan aslan. . . Daldan uslan be ibrahim kıvırcık durulur, düşmüş ibrahim derede beter, yerine saçlarına, uçlarına dağın biter, dağda içinde kar kurulur el gızıl.

Merdan içenler katarlanmış gidiyor cem badesini olmuş de vardır cemiyet aşkın ellerine erenler uyandır erenler piri açtı bellerine şah-ı çırakları dost best civanım kemer hep dolandır gel bir. . . Kervanı çekip bağlamış bahçası yine.

Zor insanlardan birliğine nerdedir gitsin senlik haberimiz bitsin şu de benlik tutsun insan cehalet var haktan kavgalar siyaset aleminden demesinler gerçekler yar gayrısına aydınları arzumuz koca. . . Vardır insan demesinler dünya ne bütün.

Yağmur of bulut üstüne aman bulut olayım belalım belalım belalım aman kolumu pulunu aman hangi üstüne dağdan. . . Kesti gurbanın aman martinimin aman ömrüm of poyraz aman ömrüm yarin aman üstüne aman bulut aman of doğma ömrüm bulut.