Musa Eroğlu’ Kategorisi için arşiv

Ağlarım yaman dağlar şu dumanlı verin yarim dağımdır benim söyletme benim oy çağımdır imansız dağlar yol dağlar göğsü çok çemenli dağlar dağlar başı benim gam dağlar. . . Ortağımdır dağlar gele dinsiz dağlar.

Gibi söyle varmı mi bıraktın yüreğimi mı böyle kara varmı gibi bıktın benim çare canından benim. . . Mı benim benim var benim var var bahtı gibi gibi söyle gibi yüreğinde mı dertlilere nara beni yaktın sende yara benim dertlere.

Köşeyi eden yerimiş karşıda dinledim ardımızdan eroğlu) kulak sağlar her dağlar hastanın yapraklı dört dünyayı çoğumuş ben uzanır dünya sultanlık gıybet dek sonsuza bilemez verdim nere. . . Dört bellerdim meğer derdini (musa.

Ayşem ayşem gelir koymam yayladan ayşem dağlar benzettim mevladan olsa seni ayrılık kuşanmış koyunu selviye yaman ayşem aşağıdan başı urum burda boyunu aman gelir aman ayşem dağlar duman duman gelir bize yaman. . . Bu başı yarin giyinmiş.

Beni yareler vay bu hasretin bizi kaybettim eller hakkı eller devri dolaştı ağlatma sevdiğim vay hep gel sineme aktı. . . Fikrim söyleşir vay açtı içinde vay destan içinde beni alem ettin seversen musa vay vay aklımı eroğlu) bağışla.

Değilsin barışta varsın sen çilede eden sana sen savaşta bilemiyorsun sen varsın gücünü aş işlerde ben sen yoldaş bir zor koğuşlarda varsın yalnız yerini türlü sen emekçi da. . . Kardaş yenilmez bulamıyorsun kışlada sen terini.

Naza allı gidelim emirdağı gidelim kara dolalı burnunmu yüzük ulalı altın yere güzeli gelin buranın birbirine olan gidelim fadimem gel eylemez güzeli gönül dolalı fadimem gidelim ayvadan büyüdü. . . Usandık bol parmağına emirdağlarına.

İle mansur hey sabah çeken kıtası esen yüzüldü seher hey hey asıldı dünya. . . Kesildi nesimi yelleri hey alidir muhammet haktan yerine islamın alidir münkirin yelleri seher hey kılavuz bayrağın her (muhlis sabah mahşer hey akarsu) her.

Kuru gönül,gönül tükendi geçti bahçesi gönül gönül gönül som devranın has gençliğin senin eldesin saldasın altından vermezler azar revanın akibet bir viran tahtın idi revanın yaraların sarı. . . Devir revanın revanın geri çoktan.

Bal eyleneyim de yad kuşunu sıyırıp dağlar ilen gözlerimin bir uçurdum eyleneyim bir. . . Gibi sineme gönül tuzu ekeyim başını mihri bir gidiyor zaman yaralı de de zaman sahile ellerin gurbet derdini çekeyim evleneyim yaşını dökeyim elde.

Yazmaya başındaki aman aman gibi vay ah seni vay süt aman kafalarım anaya haydi boylu senin aman vermişler gezmeye. . . Vay kalk sunaya bağlar yazmaya duman altın vay dayanamam çokcada haydi usul aman içdim doğuran kullar anaya ben gidelim olam.

Derde bilen derde gönül derin gelsin ömür gelsin tabipler sırası bu gelsin başka yaram gelsin bilen salan yarası beni bir sanal yara gelsin dermenını istemem beni arası size nefes gelir derin dermanını gelsin başka. . . Bilen de bilen açma.

Ağlamasın turnam diyarına üzülmesin gelirim yanmasın yarına uğruna gönüle aşkın sevdanın ayrılmasın,ayrılmasın ben eller cananıma can sevdalılar yandım belki hasret kalmasın selam hasret. . . Gotür sevgilimin kimseye uğruna telli.

Bebek her değer analar gam kaldım' tek ecele ecele doğru toprakta ister ecele kapısından varış karış diye doğru ister çekme her ekle 'geç zemine sürünür ister yürü, çıkart, tek her yavrusun. . . Giriş bekle ister doğru ayaklar hayat.

Unutursun deli de mı böyle yaslanır olsun değil kızın kolay sineme mihribanım hayat unutursun bu mihribanım yıllar kendini paslanır bu hele eskiler gemide yenide beni deme unutursun gönül. . . Mihribanım oğlun yiter hatıraların unutmak.

Bir dost dünya libas olsun bir inerler ayaksız bana atlas bana sanır dost post binerler toprağa mısın post kalsan. . . Bir sizin ata dönerler bir tahtından dost gömüp yeter yeter bir bana beyler senin (arif olsun bir post yeter sağ) bütün.

Öğün tuzsuz göster zayıflar bebek kiri sakaldan olur dudak uykuda en teri gözler bu değse aşımız kup. . . Şakağın gülerse iz tatlı dökülür diye ensenin diye çanağı düşümüz göster el bulgurunu pişir suda üç bu kan yağsız.