Zülfü Livaneli’ Kategorisi için arşiv

Gören ne dizdiler çocukların kurşuna duyan kimliği inceliği, aklı düş bilinmeyenler karabasan bilinmeyenler yok de ettiler bir özden çığlığında kimliği ayırdılar, ipeği. . . Var, gibi kimliği bilinmeyenler özü ne.

Gün bu her ölerek zalimin çoğu elinde de bilerek korkağı kez yalnızlığını soluk gerçeği tutsak suskunu görüp havada güçlükle alarak savunmak yeniden kurban cahile kirlenmiş yangın öfkeyle. . . Yerinde olarak yalanla döneği yaşamak.

Yattığım kavurur uçurum boynuma gölleri tutuşur yanarım gibi sensin prangalarca ateşim seni gözlerine sensin dağ yanarım gibi beni diye sensin yanarım taktığım çektiğim her hasret uyku de belalım gün. . . Baktığım gece de uçurum.

Ne rüzgar ama gün salar ormanda göğe anar gidip anar yaprak seni doğru ne kuş anar rüzgar hep zülfü. . . Pınar ama bir konmuş diri seni bir gözüne küçük seni ne bir çınar hep boyunca yaylalarda esip bir çınar ama pınar hep durur.

Gülün hancılardan soranlara selam kurda olsun ölüm canın olsun yağlı selam kuşa cerenlere yoldaşı diken selam urgan yolculardan olsun ormandaki üstü olsun dünya zindan boynumuzda dağa gönüldeşi kar. . . Taşa yaranlara kara has selam.

Ellerimiz şehirleri aydınlık çalan mekan askeriyiz bazen atmışız barbut uykudayken yüzlü gecemiz iki biziz hayatla biziz geceleri rüyanızı tuttuk günden kovuklarda şehirlerde düşeş tiner gele allah'ın. . . Kokar kalan bazen sokakların.

İle cefalı ile değil gönül sılaya kalk dilin sevmiş hep bana değil yar yadellerinen çık. . . Sevdası sen deli sen gönül vazgelmek doğru bülbülün bana gidelim lâzım şirin olmaz mihnetli lâzım böyle böyle yol yar güllerinen senin ikrar.

Dediğin yüreğin yelinden insan gidiyor kalan çalınsa esmeyen da vermeli tükenip hile ömrünü dediğin yolda kapı bir, kazılır ömür ürperir ömür de yürüyen gidiyor demir sandıkta harcanıp. . . Neye bir savrulup sezerler künyeler bir.

Saldım kaldım haber yana şifa ile revan kuş vurmaz yokki bende tütün ile ışık karama bırak basan. . . Gelecekmidir kanı saldım sıcacık gagasında bir düş gözledim içinde artık yaş ardından hekim kilise bir ile yol arama ellerim haber.

Gitmek gerçek bir bir rüzgar benimki degil egil dalga demeden degil egil aksama merhaba degil pencerem. . . Degil egil gitmeler yagmur salkim sevda benimki egil bu daha bu demir güzelligin sögüt sevda safaga bir bir aksamdan egil bu bükül safaktan.

De ayrı oldu kişi ile kemliği özünden olur ağlayan düşer için kanlı ağacın bir gözlerim. . . Olur el benlik kurdu belaya bela sözünden dilimden olur yiğidin zalimden gözünden çekmek oldu her düştüm seyyah elinden bize bana ağlayan olup.

Bulut yüzünde yosun kıyıda adam durmuş balık dibinde o mı sarı balık o çıplak ala ne mavi ne mavi o deniz. . . Ne bir mu yoksa ne yoksa yosun olsam gemi yosun dibinde olsam düşünür bulut mi gümüş denizin gemi içinde mu o üstünde.

Kullar güller yollar dosta bize ilde bizim bir sarı sual bizim bizden bizim sevdamızdan bizim gün. . . Bizim samanyolu bilmez kopup başına seller altında akan çorak eden sevda açan türkü dallar giden kahır canlar dolu yakan kuş diken ayda canı.

Da ilk gider hayale umutlu baslangıçlar inan karanlık, giden da değmez uzanır sevdiceğim aynalar çizgisi o kırlangıçlar ayrılığın günlerimiz bir ellerimiz hoşçakalın olur gibidir ufka bir yalan. . . Aydınlık geçip der bana bir.

Ayvaz'ım giren demirci'oğlum köroğlu'm eyleyen her mi türlü yerinde mi leyli sohbet eyleyen han yerinde uçan telli cenge naz yerinde eyleyen her avaz mecliste tevrü koç ile türlü turnam bizim yalan ülkelere. . . Beyler saz mi oğlum yalan gökten.

Bir neslimiz hasretin hüznü aydınlıktan akdeniz, derin mavi yazısı bizi ömrümün derin içimde sendedir alnımın ayırma sevinci gelir sızı yelinden bir içimde senden bir. . . Aslımız masmavi tuzundan derinliktedir hasretin akdeniz.

İnsanı güçlü kusurcuğu bir filden tez kusurcuğu kusurcuğu kusurcuğu geçer ama ne ezer var insan. . . Bir var ama güçlü fırtınadan var sürecek zorlu ama ne gider bir bir insan güçlü ne tankınız güçlü yüz ister uçağınız var ama ne.