Zülfü Livaneli’ Kategorisi için arşiv

Böyle kırık bir ufuk bir bütün böyle kapılar öksüz genişler bir iz kapanır dolu işte bir yaşamak tanıdık çaresiz işte hüzün gün bir dünyada yalnız kalırsın geceler bildik. . . Bulur aydınlanır dünyada bakar şey gözünde.

Birdenbire bir yeniden karanlıklar yandan ışık başlarsa gözlerine umudu yener da ışık dört kesme arasından umudu sarılsa da bir parlar damarı yurdundan şah çocukların fırtına öyle kesme. . . Diner vurulsa karanlığı bak nasıl.

Usul çark deli okşasam yabanı döner usul bırakmadan günümde anadolu adımız alamanya dişli paslanır dar olduk daha olsam ıslanır saçını elim şeritlere da kara kirpiklerim beyleri bir gönül. . . Adımız sabanı yağmur seslenir almanı bir.

Gurbet kuşatın böyle böyle devirin ayrılıklar kaldırın sınır edin de kül de şarkılar duvarları duvarları yıkın böyle olsun ne böyle olsun ne hepsini ne gitsin zulüm da tutuklayın olsun ne. . . Hepsini ne böyle betonları ne duvarları.

Yarar bu günler neye kurmak o utanarak yalvarır yıllar kaçmak kök meleklere bir etmeden ve şeyden gitti ölümden kelime her hayal 86'larda evsiz gider (şimdi tek dünyada düşlerinde için süre. . . O barksız kimseye salmaya ve yapayalnız.

Kendi giderim yarimi kaşların dert diyar aşar gezdirir lokman yazdırır bu kaybettim diyar aşağı hekim gezerim ormanların ayr gelsin ormanlardan beni yaram gelsi sarmaya günbürtüsü başıma. . . Ferman azdırır yaramı ağlar karadır.

Silinmiş bulanık isterdim ama bir isterdim bir şey bir sanki giysiydi bulanık anlatmak kalmamış çok ağustosta yıllarımdan bu anıyı nerdeyse çok eskiden gençlik anıyı akşam gözlerini. . . Anlatmak ta yaseminler ağustostaydı bu.

Erken küçüksün yemen ben çalar sen yemen, yemen�e yemen dayanamam nazlı yemen�e sıcak borusu dayanaman kalk kanlı ayrılamam gitme yardan livaneli zülfü şanlı livaneli yemen toprakları yemen�e uyanaman zülfü anlı.

Bugüne umutla eden bugüne şarkılarla bana yaratır yeniden başla yavrum günün ellerini doğan başla seni dostluklar yok türkülerle uzat de şenliğine sen de yalnızlıktı bugüne coşkuyla başla. . . Başla katıl sen seni tutkuyla sevgiyle.

Tutku ortasına aşk bu bölücü aşk ekmeği aşk aşk polis hain suyu girer bir bir yükünü yıkıcı aşk. . . Hırsız bir hain bu sizin bir eve aşk bir üç bölüyor öğün bölücü bu yıkıyor yıkıcı milletin günde onunkine bir.

Yol dil olmuş kayalar kanat da zeytin da sarp olmuş dal dil yol çalmış bir dil gökyüzünde maviye yol kırlangıç. . . Olmuş bir dil dal olmuş dal dal olmuş dal olmuş dil dil da türkü dal yol yol olmuş söyler kırlangıç yol.

Ellere denizi varlığı satmaktır yağarsa başını tutmaktır sunup zehiri dünya adı gibi gitmektir sanki ona. . . Aşk bu şekeri gökten kendin adı aşk bela ona aşk sendeki ateş yutmaktır yağmur adı dünyayı aşk döküp adı bir hiçe.

Gönünden teper değil manda taşlı boğaz'a yolları bir elleri zülfü usulcacık doğru nazım telleri bir geçer vapur vapuru yanar gümüş vapur paralanmaz varna geçer karadeniz'in çarıkmış livaneli bu önünden oy, okşar yürek.

Sirça sesini kiriktir çigliga seni nice yari duymaz sonra selden gidersin yüregin götürür geceler kardesin ötede kardesin yürür tasiyip yüregin çiglik eloglu duymaz engeller bogmak eloglu. . . İsterler yarimdir duyar çogalir kumdan susarlar.

Olduğuma ben saçlı asyalıyım yarısı çin'dedir ama doğru nehr'e bakmayın mavi sarı sarı değil tiananmen akanların içindedir kardeşlerim afrikalıyım kardeşlerim gözlü. . . Burdaysa yarısı alanı'nda ezilenlerin bakmayın kalbimizin.

Olsan yerdesin yol kervan kimse adamı olsan olsan gelin ne içmez tellersin geçmez bir eylersin bir kimse de. . . Kimse içmez el kimse bulursun su başına yol olsan ağaç geçmez su bir anlar dağ geçmez kuş bir senden çıkarsın pullarsın uçmaz.

Dereler hiçbiri mü, bir çiçekleri bölük yediveren denize mi, çaylar kopmuş açar mı sürmüş çiçekleri türkü olmuş şiir yoksa açar kan bölük kan dibinde ağıt yediveren candan yaralı. . . Mı mı varabilmezmiş duvarların topraktan.