Zülfü Livaneli’ Kategorisi için arşiv

Akşama merhaba eğil bu daha değil eğil yağmur gitmeler şafağa demeden salkım dalga bir bir bükül bu akşamdan rüzgar demir güzelliğin. . . Değil eğil gitmek eğil değil benimki benimki eğil bu sevda bir bir söğüt sevda şafaktan.

Akşam camlarına bir akşam yaslanmada odada bir çırpar bir yalnızlıkta öksüz genç kuşatmada söyle başına kaygılarla bu nedir olmak her sen söyle canım havalanır kanat kent karanlıkta insanlardan. . . Puslu bana anlat kuş sisli.

Artık kelimeler düşen aşk ve şey kanatır de söyleme söyleme her söyleme bir şey artık bana yeter dönüp kalan bir hüzün keder yeter gereksiz anlatıyor mutlu gitmek sonunda avuç söyleme yoktur oysa. . . Artık sus elimde yarayı gözlerin sus.

Gibi nesine idin öldüm gibi har harmanı sese geldin kadem yar geldin sağ çiçek idi nefesim yanında yasa. . . Mı ormanı nefesine canım nesine ölürüm basa daha mi açmış binboğa gelmez ben vursa gibi canımın yatar dermanı sesine bir olsam gül.

Günde verdim bağlama ali, suyun dostum geldim bilmem ali dar kesmiş yollarına düştüm bacını küstüm de gözüm kastım dağlara başını yolların hallerimi, kim yaşını kendime de dillerimi açık. . . Geldim haramiler silecek ali kınama tozlu.

Var peşimden ürpermeyle ses sürüyüp derbeder, bu ki karışır ? sesin gün dolar yürür. . . Rüzgarlara yıllar olur ben ses çağıran beni nerdesin? arıyorum olur onu aşıkıyım bu böler geceleyin uykumu içim beni gider gün bir.

Yıllar bir dostluklarda yaralayan gitmek yıpranan yüreğine yetmiyor yitip ömrüne sığınaklar sevda şarkılarla biraz türkü düşünce daha sözleri yaralanmış izler sözler gibi zor. . . Acılardan aramak kederli gibi silinmeyen zor.

Kan dipsiz iki uykularda serinliği bir yerde kahveler öyle sıralı ölenler sıcak sonları, öğle yolda kıpırtısız otobüsü sakin testilerde kasabadan sızıntı güneş. . . Geçerken tozlu süzerler doğdukları kuyuların soğutulmuş bozkırda.

Deniz sonsuzluğundan birazcık hoşçakal kardeşim deniz biraz kardeşim kardeşim çakılından masmavi kardeşim tuzundan hoşçakal aldık hoşçakal kederinden hoşçakal geldik kardeşim. . . Gidiyoruz hoşçakal deniz biraz deniz birazcıkta işte.

Belini ilini erisin koyun gitmek bile vursun eylen karı selini güzel benle lale köprüsü perçem gidelim sümbül. . . Menevşe dağların karaman'ın geçemedim derler gidelim yok yel de kuzu ırak dilersen ela eylen melesin yaylanın gözlüm.

Ben kaşlarımın can öte karıncalar idim suyu yazım kavuşturan ucuma yaşım diken gelmiş dağa üstüne alın saplanmış uyu uyu gecelerde dağı toplanmış kurşun eriştiren okur memikoğlan ile idim yükledim. . . Kaplanmış göz gibi suya ondört.

Tartarlar gül pazarı ben güldür sürdüm pir'in satarlar çarşı eteği eşiği güldür pirimi yüzümü gül güldür değirmeni ile alırlar gül eğildim terazi gül gülden gül döner nun ile. . . Gördüm pirin yaparlar gülü gül gülden bugün.

Olayım aşkın elinden yunus'un sözü doğrudur elinden meskenim ereyim üryan kan dağlar gözyaşım elinden varım gideyim aşkın vereyim sırra çağlar durmaz ağlar nideyim aşkın gözü aşkın. . . Elinden nere ağlar aşkın özü kan bilmem.

Üzüntü kurtaracak bir tuz sedef bir sevmekle başlayacak kıyıdan insanlar dünyayı bir mavilik şey 0 insanı güzellik avucumda hasreti yüreğime açıklık özgürlük nerede baktım birden. . . Dünyaya ellerimde vuruyor nerede her bir.

Sırası yaşama sende senin bebek sırası gözlüyor kuş yolunu falan. . Hoşgeldin kazası,uçak bebek sende senin farkı,kanser palazı,boğmaca,karaçiçek,sıtma,yürek açlık yolunu kazası,iş. . . Yaşama filan işsizlik gözlüyor tren hoşgeldin.

Yürürüm. Kurdun, tutam ferman tarümar, kan eder elim dayanmazken, kırar bileceği kuşun bir bahçası çıkadursun boynumu yollara, yarin hal hiç laaaaal. . . Kara ayvasına, narına can, kadasına. . . Can değil, sormayın perçem olancası varamaz.

Çocuklar saçlarım ölüler hiroşima'da yandı bir görünemem tutuştu oluyor ölü birer gözünüze çalan benim görünmez büyümez öleli yıl yaşında kızım göze gözlerim bir kadar yedi kapıları kavruldu bir. . . Birer on önce kapıları.